Atatürk'ün Gözüyle Tarih
Kış aylarının kasvetli günlerinden biriydi, dışarıda hafif bir yağmur serpiştiriyordu. Okulda yatılı talebeydik. Dersimiz tarihti. Bir arkadaş ( şimdi tıbbiyede ) kuru bir lisanla Birinci Dünya Savaşı’nı anlatıyordu. O mevzu ki hakkında ciltlerle yazı yazılsa, günlerce konuşulsa yine azdı. Hâlbuki O daima bocalıyor, konudan konuya geçiyordu. Belli ki derse çalışmamıştı.
Sınıfta ağır bir hava esmeye başlamıştı. Talebelerin yüzünde bir can sıkıntısı seziliyordu. Yılların tecrübesi ile yetişmiş, saçlarını sırf hakikatler yolunda ağartmış kıymetli hocamız, Cemal Bey kırgın bir sesle:
—Çocuklar, size başımdan geçen, hayatımda asla unutamayacağım bir hatırayı anlatacağım! Dedi ve sözlerine şöyle devam etti:
— 1930 Yılın da yine böyle bir yatılı okulun tarih hocasıydım. Dersimiz yeniçağlar tarihi idi. Ben hararetli bir şekilde mevzuu anlatıyor, misaller göstererek talebeleri bilgilendiriyordum.
Birden kapı açıldı, içeriye mektep müdürü ile Büyük Ata girdi. Heyecanlanmış ve şaşırmıştım. Dersi keserek yanına gittim. “ Hoş geldiniz Paşam! ” dedim. Bana ve talebelere tebessümle iltifat ederek:
—Hocam, dersinize devam ediniz! Dedi.
Dersten sonra müdür odasında toplanmıştık. Kıymetli Atamız tarih hocalarına hitaben:
— Sizler, dedi; üzerinize büyük bir mesuliyet almış bulunuyorsunuz. Genç dimağlar ancak sizlerden ilham alarak kurtulan vatanı mamur kılacaklardır. Bir talebe cebirden bir formül unutabilir, kimyadan belki bir madde hatırlayamaz. Fakat efendiler; bir talebe tarihi asla unutmamalıdır ve ona tarihi unutturulmamalıdır. O talebe şanlı tarihin bir sayfasını unuttuğu gün memleket uçuruma yuvarlanıyor demektir. İşte kıymetli tarih muallimlerinden isteğim şudur ki verdikleri derslerin mesuliyetini idrak etsinler ve ona göre ellerine teslim edilen genç dimağlara hakikatleri işlesinler. Bu yapıldığı gün tarih hocaları memlekete en az kanını tarihi için dökmüş kahramanlar kadar hizmet etmiş olurlar. Aksi halde kabahat tarihini bilmeyen gençlerde değil muallimlerdedir. Bunu asla affetmem.
İşte çocuklar, ne zaman çalışmamış bir talebeyle karşılaşsam Büyük Atanın sesini kulaklarımda duyar, ona karşı kabahatli olduğumu hissederek sonsuz hüzne kapılırım.
Zümrüt Acay
Tarih Öğretmeni
Son Güncelleme (Perşembe, 25 Şubat 2010 00:18)







